Kapadokya Gezisi

Kapadokya Gezisi

Flickr Album Gallery Powered By: WP Frank

Üniversiteden arkadaşım Namık Kemal ile telefonda konuşurken, öyle birden bire karar verdik Kapadokya’ya gitmeye. Hemen o haftasonu Namık Bursa’dan arabaya atladı ve ailecek Ankara’ya geldi. Üstelik 3,5 4 aylık oğlu Doruk’la! 🙂

Cumartesi sabahı Ankara’dan yola çıktık, öğlen olmadan Kapadokya bölgesine varmıştık. İlk iş Uçhisar’da Çiko’nun Yerinde kahvaltı yaptık. Gözlemeleri gayet güzeldi. Ama burayı esas tercih sebebimiz muhteşem manzarasıydı;

IMG_20190621_115440

Üstelik arabayı park ettikten sonra Uçhisar kalesi, güvercinlik vadisi falan hep yürüme mesafesindeydi.

Cumartesi günü henüz zaman varken Derinkuyu yeraltı şehrini görmeye gittik. Derinkuyu sağlık sorunları olarak, kapalı alanlarda kalamayanlar ya da dizlerinde problem olanlar için tavsiye etmeyeceğim bir yer. Görülmesi gerekli ama kendinizi zorlamayın bence. Mağaranın bazı yerlerinde ördek yürüyüşü yapmanız gerekiyor. Bazı yollar tek kişinin bile sığamayacağı kadar dar, karşıdan gelenler olunca, yüksek nemle birlikte içerisi dayanılmaz bir hal alabiliyor.

İlk günün akşamı hemen otelimize geçtik ve dinlenmeye koyulduk. Konaklama için Göreme’deki Pigeon Valley Hoteli seçtik. Otel sahibi Erkut bey sağ olsun her şeyle en ince ayrıntısına kadar ilgilendi. Otel butik bir aile oteli tam. Kahvaltıları güzel, odalar temiz ve eşyalar yeni. Biz ailecek memnun ayrıldık. Kızım Ülgen de otelde en çok kediyi sevdi 🙂

IMG_20190622_105328
IMG_20190622_202519

Ertesi gün sabah 4.30’da kalktık ve balonları izlemeye gittik. İnternet üzerinde birçok adres var balonları seyretmek için ancak bunların bazılarına google haritalar üzerinden gidilemiyor, yol hatalı veriliyor. Otel sahibi Erkut beyin tavsiyesi üzerine Aydınkırağı tepesi olarak bilinen mevkiinin,balonları izlemek için en iyi yer olduğuna kanaat getirdik ve balonları oradan izledik biz. Konumu;

Kapadokya’ya kadar gelinmişken sabah erken kalkmaya üşenmeyip kesinlikle balonları izlemeye gidilmeli diye düşünüyorum.

Sonra gün içerisinde Ghez Galip ustanın çömlek atölyesine gittik. Gerçekten harika eserler var. Haritalarda iki tane yer görünüyor. Şehrin az dışında olan yer Chez Galip ustanın sonradan yaptığı, ziyaretçileri ağırladığı büyük bir yer. Şehir merkezinde olan konum ise Galip Ustanın eski atölyesi, Eğer saç müzesini de gezmek isterseniz eski atölyeye gitmek daha doğru diye düşünüyorum. Dünyaca ünlü Chez Galip ustanın eserleri kesinlikle görülmeye değer.

Chez Galip ustadan dönerken Güray Seramik Müzesine gittik. Burada da birçok tarihi döneme ait eser mevcut. Gayet güzel dizayn edilmiş bir müze. Müze içerisinde ücreti mukabili çömlek yapma ve ebru sanatını icra etme fırsatı var. Yanlış hatırlamıyorsam 2019 yılı fiyatı olarak 10 TL’ye çömlek, 20 TL’ye ebru yapabiliyorsunuz.

Sonrasında dönüş yolunda Papazın bağı olarak adlandırılan ve çok çeşitli peri bacalarını görebileceğiniz bir gezi alanına uğradık. Tur otobüslerinin de uğrak alanı olan Papazın Bağı da görülesi yerlerden.

Göreme açık hava müzesi ise bölgede eski çağlarda yerleşim alanı olarak kullanılan, mağaralara oyulu kiliseleri görebileceğiniz bir yer. Göreme açık hava müzesini gezdikten sonra ise Kızılçukur vadisinde gün batımını izlemeye çıktık. Burada gün batımı öyle bir manzara yaratıyor ki günün tüm yorgunluğunu atıyorsunuz. Kesinlikle tavsiye ederim.

Kapadokya’da yemek konusu ise biraz sıkıntılı. Turizm sezonununda fiyatlar ederinden oldukça fazla. En çok övülen testi kebabı ise pek fiyat performans yemeği değildi bence. Uzun sürekli kalmadığım ve kaldığım süre içerisinde de pek memnun kalmadığım için yemek konusunda tavsiye veremiyorum…

Bir daha ki sefere umarım!

Lütfen yorum ve cevaplarınızı ekleyin

%d blogcu bunu beğendi: